Yol

Cehâletin Mürekkebi Ne Ola ?

Cehâlet : Bilgi ve tecrübe eksikliğidir.

Bilgi : Genellikle geçerliliği veya doğruluğu varsayılacak şekilde mümkün olan en yüksek kesinlik derecesi ile karakterize edilen, kişiler veya gruplar için mevcut olan bir dizi gerçek.

Tecrübe: Bir konuda zamanla elde edilen bilgi birikimidir. Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.

Herkesin her konuda uzman kesildiği bir dönemde yaşıyoruz maalesef.

Cehâlet: Üç farklı tipte ortaya çıkabilir:
1- Olgusal cehâlet (bazı olguların bilgisinin olmaması)
2- Nesne cehâleti (bazı nesnelere aşina olmama)
3- Teknik cehâlet(bir şeyin nasıl yapılacağına dair bilgi eksikliği).

Cahil: Öğrenim görmemiş, okumamış, bilgisiz; belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan; (halk ağzında) deneysiz, genç, toy. Habersiz, hatta bilişsel uyumsuzluk ve diğer bilişsel ilişkilerdeki bir kişiyi tanımlayan ve önemli bilgi veya olgulardan habersiz olan bireyleri tanımlayabilen bir sıfattır. Halk arasında yol-yordam, ilim-irfandan haberdar olmayan kimse olarak tanımlanır. Cahilin içinde bulunduğu hâle de cehalet denir.

Felsefeciler :

Bilgi nedir? ,Ne değildir? ,>Nasıl oluşur? ,Zihne nasıl girer.

Algılama araçları nedir? diye onca yüzyıl araştırıp tartışmışlar.

Beş dış duyu yetmemiş, bir de zihine beş iç duyu ilave edip koskoca bilgi felsefesini kurmuşlar.

En son şu tarifte anlaşmışlar:

bilgi: özne (bilen) ile nesne (bilinen) arasındaki ilişki sonucu ortaya çıkan doğru ve temellendirilmiş (gerekçelendirilmiş ) inançtır.

Her algıladığımızı bilgi diye etiketleyip coşup yayma bağımlılığımıza bir bakmalıyız!

İbn Sînâ , 980–1037 yılları arasında yaşamış, İslam dünyasının en büyük filozof ve hekimlerinden biridir.

Kitâbü’ş-Şifâ → İbn Sînâ’nın mantık, fizik, matematik ve metafiziği kapsayan; insan aklını “cehaletten kurtarmayı” amaçlayan kapsamlı bir bilim ansiklopedisi niteliğinde eseridir.

Cehalet, bilginin yokluğu değil; aklın doğru yöntemi bilmemesi ve varlığı yanlış kavramasıdır. Kurtuluş ise: Mantıkla doğru düşünmeyi öğrenmek Varlığı akıl yoluyla kavramak Bilgiyi düzenli ve kesin hale getirmek Yani İbn Sînâ’ya göre insan, aklını eğiterek cehaletten kurtulur; bilgi, zihni tedavi eder, bu yüzden eserinin adı “Şifâ kitabı'dır.

Cehâleti “Basit Cehâlet” ve “Mürekkep (birleşik) Cehalet” olarak sınıflandırır.

Basit Cehâlette bir bilgi yokluğu söz konusudur. Bu durumdaki insan ilgili konuda doğru ya da yanlış bir görüş sahibi değildir; bilmediğinin farkındadır ve “onurlu” bir tarafı vardır.

Mürekkep Cehâlette ise bilgi yokluğunun üzerine, yanlış bilgi ve görüş de vardır. Yani hem bilgi yoktur hem de yanlış bilgi üzerine inşa edilmiş görüş vardır. Bu türden cehâlet bir tür hastalıktır.

Bu yüzden mürekkep Cehâlet, basit cehaletten daha tehlikelidir; çünkü kişi öğrenmeye kapalıdır. Bu yüzden en zor tedavi edilen cehalet türü mürekkep cehaletdir.

Farabî

Farabî , tam adıyla Ebû Nasr el-Fârâbî (872–950), İslam dünyasının en büyük filozoflarından biridir.

Erdemli Şehir (El-Medînetü’l-Fâzıla) adlı eseriyle tanınır
,bu eser Farabî’nin ideal toplumu anlattığı eseridir; akıl, erdem ve bilgelik üzerine kurulu, başında bilge bir yöneticinin bulunduğu adil bir devlet modeli olan Erdemli Şehirin karşısına “cahil şehirler / cahil devletler” kavramını koyar ve bunları açıklar.

Farabî’ye göre cahil devletler, gerçek mutluluğu bilmeyen; amacı servet, haz, güç veya şöhret olan toplum düzenleridir. Bu devletlerde akıl ve erdem rehber değildir.